Open top menu
ben etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ben etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Ağustos 2014 Çarşamba
BEN KİMİM ?

İçinden hiç çıkamadığımız sorular vardır, cevaplarını hiç kimse veremez. Bazen bu cevapları sizin vermeniz gerekir. Ama öyle bir an gelir ki siz de cevap veremezsiniz. Eğer bunu daha iyi anlamak istiyorsanız kendinize “Ben kimim?” diye sormanız yeterli.
Sorduğum şey adınız ve soyadınız değil. Sizinle aynı adı taşıyan onlarca insan var belki. Yahut sizin adınız daha farklı olabilirdi. Adınız bu sorunun cevabı asla olamaz. Yusuf Atılgan’ın da dediği gibi “Bence insanın adı, onunla en az ilgili olan yanıdır”. Sorduğum şey yaşınız da değil; milyonlarca insan sizinle aynı yaşta. Hayat her yaşta farklı roller sunar insana. Sorduğum şey sizin nerede yaşadığınız da değil; sizinle aynı yerde yaşayan belki binlerce kişi var. Çok farklı bir soru soruyorum; “Siz kimsiniz?”. Kendinizi öyle bir tanımlayın ki sizi diğer insanlardan ayıran şeyin ne olduğunu, sizin kim olduğunuzu anlayabileyim. Sorduğum şey hobileriniz ve ya fobileriniz değil, bunları birçok insan da yapabilir. Mutlaka her birimizi ayıran bir özellik olmalıdır.
Sabah kalkıp aynaya baktığımda karşımda gördüğüm yüz ben miyim? Ya da fotoğraflara baktığımda gördüğüm o kişi… Beni tanımlayan şey görünüşüm de olmamalı, sürekli değişiyorum. Sorduğum soru nasıl göründüğüm de değil. Hangi okulda okuduğum, ne iş yaptığım, nelerden hoşlandığım, hangi Tv programlarını seyrettiğim ve ya hangi kitapları okuduğum, kimlerle arkadaş olduğum ve bu gibi şeyler değil beni ben yapan.
Dünyaya geldik ve şu anki yaşımıza kadar bir hayat sürdük. Sürekli bir şeyler yasadık, bir şeyler hissettik. Peki bunları çok farklı kurgulasaydık, örneğin adınız farklı, aileniz de öyle, yaşadığınız şehir, okuduğunuz okullar, arkadaşlarınız, sevgiliniz, gözlerinizin rengi, yaşınız, yapmakta olduğunuz şey, yaşadıklarınız, yaşam şartlarınız, sizi tanımladığını düşündüğünüz her şeyin değiştiğini düşünürsek, yine biz “biz” olur muyduk? Tabi ki hayır, her şey değişecekti; kendimiz dışında. Değişmeyecek olan o özellik nedir peki? Her zaman kendimizi tanımlayabileceğimiz değişmeyen şey nedir? İşte o şeyi bulduğumuzda kendimizi bulacağız.
Yeni biriyle tanıştığımızda “sen kimsin?” diye sormuşluğumuz vardır hepimizin. Tanıştığımız kişinin anlattığı her şey değiştirilebilir kişisel özelliklerdir sadece. O yüzden ilk etapta kendimiz hakkında ne kadar bilgi versek de tanışmamış oluruz. Tanışmak zamanla karşımızdaki kişinin bizim hareketlerimizi, duygularımızı, düşüncelerimizi, olaylara verdiğimiz tepkiler vs. gözlemleyerek sizin hakkınızda beyninde oluşturduğu bir profildir. Bu profil tanıştığın insanların hepsinde çok farklı olabilir. Ne kadar insan tanıyorsanız o kadar “siz” var etrafınızda. Bu yüzden her ne kadar birini tanıdığımızı düşünsek de onu hiç tanımamız oluruz. O sadece bizim gözlemlediğimiz profilidir. İşin aslı biz kendimizi de tanımıyoruz. Bazen herhangi bir yolla bir arkadaşımızın bizim hakkımızda gözlemledikleri bizi şaşırtmıştır. Bunu yaşamadıysanız gerçekten içlerinden geçenleri söylemeyenler var demektir. Çünkü biz de kendimize bir o kadar yabancıyız aslında. Her an değişim geçiren bir varlık olarak bazen ne hissettiğimizin, ne düşündüğümüzün bile farkında değilizdir. Bütün bunların sebebi “Ben kimim?” sorusuna verilemeyen yanıttan gelmektedir.

Çok eski çağlardan beri bu soruyu soran hiç kimse bu sorunun cevabını tam olarak vermiş değildir. Çok ünlü filozoflar, psikiyatrisler, dahiler ve en zeki insanların bile bu soruya cevap verememiştir. Nesilden nesile bir miras gibi aktarılan “Ben kimim?” sorusu belki de olduğumuzu sandığımız ve ya olmak istediğimizi sandığımız kişide saklıdır. Kim bilir, belki de hiç kimseyizdir.
Read more